Paramız onuncu, ordumuz sekizinci
Bir bayram daha geçti. Bayram öncesinde davulcuya, el öpenlere ufak büyük paralar hazırlarken eski bol sıfırlı paraları hatırladık.
Yeni haliyle TL dünyanın en değerli on parası arasına girmiş. 2001 krizinde dünyanın en değersiz para birimi olan TL, sıfırlarından arındırılıp, milyon kere küçülüp, YTL’ye döndükten sonra, dünya para liginde şampiyonluğa oynamaya başlamış. Yıl sonunda tekrar TL olarak anılacak Yeni Türk Lirası dünyadaki 160 para birimi arasında Dolar, Euro, Sterlin’le yarışıyormuş. Milletin zihninde, “1 YTL 1 Dolar?” merakı dolanıyormuş. Olur mu, olur!
İnsanlar gibi, paranın da psikolojisi var. “Para illüzyonu” teorisi, banknotların üstünde yazan rakamların (nominal değerinin) tüketicinin değer algılamasını etkilediğini söylüyor. Tüketiciler aynı mal için, daha az rakamlarla fiyatlandırıldığı durumlarda çok rakamlı fiyat etiketlerinin kullanıldığı hallere nazaran daha fazla ödemeye hazır oluyormuş. Biz ise, nedense, milyonlardan lira ve kuruşlara tam dönemedik.
Avrupa’da Euro’ya geçişte, halkın enflasyon algısı, Avrupa Merkez Bankası’nın enflasyon ölçümlerinden daha yüksek çıkmıştı. Gerçek enflasyon yıllık % 2 iken, Alman halkı bunu % 9 olarak hissetmişti. Başka bir deyişle, Avrupa'lı tüketiciler, nispeten çok rakamlı millî para birimlerinden daha az rakamlı Euro’ya geçişte kendilerini daha da fakirleşmiş hissetmişlerdi.
“Paranın illüzyonu” teorisi ile çelişen bu durumu açıklarken, INSEAD’daki araştırmacılar (Wertenbroch, Chattopadhyay ve Soman) işin içine bir de “cüzdan faktörü” girdiğini belirtiyorlar. “Bir dizi deneysel çalışma bize tüketicilerin alışverişlerde cüzdanlarında ne kadar nominal para kaldığını dikkate aldıklarını gösterdi.” şeklinde konuşan araştırmacılar, konuyu bir örnekle şöyle açıklıyorlar:
“Cebinizde 65 Fransız Frangıyla 6,5 Franklık bir baget alınca, alışveriş sonrasında cüzdanınızda 58,5 Frank kalırdı. Şimdi, cebinizde 10 € ile gittiğinizi ve aynı baget için 1 € ödediğinizi düşünün. Geriye 9 € kalır. Psikolojik olarak siz cebinizde 58,5 birim para beklerken, 9 birim para kaldığını hissedersiniz. Geliriniz, bütçeniz ve ödediğiniz para az sıfırlı para birimiyle ölçüldüğü için büyük rakamlarla ölçmeye alıştığınız bir duruma nazaran, alışveriş sonrasında kendinizi daha fazla fakirleşmiş hissedersiniz.” diyorlar.
Sıfırsız paralar hem harcatıyor, hem fakir hissettiriyor. Fiyattan, paradan anlamak yetmiyor, psikolojisini de bilmek gerekiyor.
Dünyada paramız onuncu, ordumuz sekizinci durumda.
Ona buna kanıp, dolduruşlara gelip, ikisini de küçültmeyelim.

5 Comments:
Çok enteresan! Hoşuma gitti.
Bizim para birimimiz de küçüldü. Beş bin kez küçültüldü. Dah önce 10 000 olan mal şimdi 2 manat sadece. Benim çok hoşuma gidiyor açıkçası. Azerbaycan`da şuan en sevdiğim şeylerden birisi para birimimiz ve paramızın değeri zaten.
Bizim burda da hala bir çok insanlar (özellikle de eğitimsiz ve yaşlılar hala eski rakamlarla hesap yapıyor, müşteriye de eski rakamlarla fiyat söylüyorlar. Halbu ki, hesaplaması da kolay olması ve dolar bazında fiyat söylenmesı bakımından da yeni birim daha kolay) eski rakamlar üzerinden hesap yapıyorlar.
Bu yazıyı okuyunca ilk İstanbula gittigimiz zamanı hatırladım...Ne zor günlerdi...
Saygılarımla,
5000 kez küçültmek hesaplamaları zorlaştırmaz mı diye aklıma takıldı, bşz sadece sıfırları atmamıza rağmen eğitimlisi eğitimsizi milyonlarla konuşmaya devam ediyoruz, azrebaycan hükümetinin aldığı sadece sıfır atmayıp fazladan işlem yaptırmak da psikolojik bir sebebe dayanan bir karar herhalde..
Bir de bu illüzyon teorisinin bir süresi olmalı diye düşünüyorum o.O süre sonunda tüm algılar oturmalı, o sürenin ölçümü var mıdır acaba???
Bende soruya cevap yok malesef:)Hocamızdan bekleyelım cevabı...
Değerli Hocam;
Keşke paramız değerlenirken diğer taraftan merkez bankasının faiz oranları da düşse. Yurtdışından gelen yatırımcı hem yüksek faizden kazanıyor hem kurdan kazanıyor.
1$=1,5 YTL iken gelen 100$
150 YTL lik hazine bonosuna dönüşüp %20 faizle 180 YTL'ye ve 1,2YTL kurla 150$ a dönüşüp yurtdışına çıkıyor. Bankacıların tabiriyle kılçıksız %50 kar. Dünyanın hiç bir yerinde döviz bazında böyle bir kar yoktur herhalde. Dolayısıyla paramız konusunda sizin kadar iyimser olamıyorum.
Konuya banknotlar üzerindeki rakamlar, para birimleri arasındaki ilişkiler, yabancı para birimleri arasındaki geçişlilikler, farklı para birimleriyle harcama davranışları, alışkanlıklar, fiyat duyuru biçimleri, fiyat ve değer algılamaları ve benzeri başka alanlarda, işin davranışsal ve psikolojik yönleriyle baktığımızda ortaya araştırılacak çok konu çıkıyor. Bu araştırmalara kafa yoracak, ufak farklılıkların büyük sonuçlara yol açabileceğinden kuşkulanacak açık fikirli yeni araştırmacılara ihtiyaç var.
Biliyoruz ki, araştırmacılar da ülkede ve üniversitelerde bir araştırma kültürü varsa gelişebiliyorlar.
Meseleleri sloganlar ve şablonlarla halletmeye alışmış bir toplumda, ince-mikro ayrıntılar kimsenin dikkatini çekmiyor.
Hüseyin'in sorduğu, Rüstem'in bilemediği sorunun cevabı da öyle bir soru ve birilerinin araştırmasını bekliyor. Meseleyi sadece "sıfır atma" şeklinde görmeyip diğer yönleriyle birlikte insan-para-değer ilişkileri içinde ele almak mümkün olabilir.
Ergin konuya, banknot üzerindeki rakamlar büyüklüğü küçüklüğü açısından değil bahsettiği "kılçıksız kar" sürecinin bir sonucu olarak, yabancı para dönüşüm oranlarındaki küçülme-büyüme açısından bakmış.
Kılçıksız karlar, banknotlar on sıfırlı rakamlarla ifade edilseydi de devam etmeyecek miydi?
Bizi her yıl havadan dörtte bir oranında fakirleştiren, cebimizden ödediğimiz bütçedeki her liranın 25 kuruşunu "kılçıksız" peşinde koşanlara yönelten etkenleri de, o tezgahlara çanak tutanları da yakından tanıyabilirsek, iyimserliğimizi daha geniş bir kesimle paylaşmak imkanı buluruz.
Yorumlarınıza teşekkürler...
Yorum Gönder
<< Home