İşletme Fakülteleri Ne Yapar?
Bir öğretim döneminin daha sonunda sevgili öğrencilerimizle vedalaşıyoruz. Yolcular gidiyor, hancılar kalıyor. Yolcular değişiyor, ama hancılar pek değişmiyor, yerinde sayıyorlar. Günün sonundaki gibi, “bugün ne yaptım?” muhasebesinin tam zamanı.
Senelerdir aynı kelimelerle ders anlatan meslektaşlar acaba ne yaptıklarını sanıyorlar? Daha geniş soralım, “işletme fakülteleri” ne yapıyorlar? Ya da yapmıyorlar da, mezunları işsiz kalıyor veya iş beğenmiyorlar? İş kapabilenler neden endişeli, gergin, bezgin? İşletmeler neden dönem dönem zora-krize giriyor, insanlar ağlamaklı oluyor? Yaşanan vak’alardan neden ders alınamıyor? Hayvanî duygu ve davranışlar neden insanîlerine baskın çıkıyor? Krizlerin dibinde ekonomi mi, yoksa işletmecilik hataları mı yatıyor? İşletmecilik bozuk olduğu için mi ekonomi bozuluyor; ekonomi aksadığı için mi işletmecilerin sütü bozuluyor? Sütler, eğitimsizlikten, kötü eğitimden mi, yoksa iş hayatı, ekonomi ve siyasetin hırslara, hırslılara (ve hırsızlara) prim vermesinden mi bozuluyor?
MBA’lar dahil, buzines okulları ne yapıyor? İşletmeler neyin peşinde? Muhasebe, finans, insan kaynakları, bilgi teknolojileri, operasyon (üretim) yönetimi ve tabiî ki bir de pazarlama öğretiliyor. Bu konular bir ticaret meslek okulu programına uyar. Ama bu derslerle, mesleğe hazırlığın ötesinde, geleceğin iş dünyasını yönlendirecek “insan”lar yetiştirebiliyor muyuz? Merak ederim. Onlara, en sonda soracakları soruyu en başta sormalarını öğretiyor muyuz? Nasıl’dan önce Niçin’i sorgulatıyor muyuz? İşletmelerin amacının kasaları şişirmek değil, müşteriye yarar işler yapmak olduğunun şuuruna ulaştırıyor muyuz? Gece yarısı uykudan uyandıran fikirler, sabah hızla yataktan kaldıran ve gece yarılarına kadar ayakta tutan hedefler kazandırıyor muyuz? İşi öğrenmeden önce kendilerini tanımalarına yardım ediyor muyuz? İşlerini ve başkalarını aşk derecesinde sevdiriyor; işlerine heyecan katabiliyor muyuz? Dünyayı kör bir “para taassubuyla” mı, yoksa insanlığa hizmet gözüyle mi gösteriyoruz?
Üniversitelerin kontenjanları ilan edilmiş de, o sebepten iki satır şe’ttirdim. Affola.
EK:
Bir hafta kadar sonra, Harvard Business School kaynaklı bir MBA Andı'nın hızla işletme okullarında yayılmaya başladığını öğrendim. Aşağıda bu andın tam menti yer alıyor. Bir fırsatını bulduğumda belki Türkçe'ye çeviririm. Ya da bir çeviren bulunur. Sorumlu, vicdanlı ve etik davranmak böyle formel andlarla ne kadar mümkün olur, ona da bir şey diyemem....
İşte MBA Andının Tam Metni:
MBA OATH
As a manager, my purpose is to serve the greater good by bringing people and resources together to create value that no single individual can build alone. Therefore I will seek a course that enhances the value my enterprise can create for society over the long term. I recognize my decisions can have far-reaching consequences that affect the well-being of individuals inside and outside my enterprise, today and in the future. As I reconcile the interests of different constituencies, I will face difficult choices.
Therefore, I promise:
I will act with utmost integrity and pursue my work in an ethical manner. My personal behavior will be an example of integrity, consistent with the values I publicly espouse.
I will safeguard the interests of my shareholders, co-workers, customers, and the society in which we operate. I will endeavor to protect the interests of those who may not have power, but whose well-being is contingent on my decisions.
I will manage my enterprise in good faith, guarding against decisions and behavior that advance my own narrow ambitions but harm the enterprise and the people it serves. The pursuit of self-interest is the vital engine of a capitalist economy, but unbridled greed can be just as harmful. I will oppose corruption, unfair discrimination, and exploitation.
I will understand and uphold, both in letter and in spirit, the laws and contracts governing my own conduct and that of my enterprise. If I find laws that are unjust, antiquated, or unhelpful I will not brazenly break, ignore or avoid them; I will seek civil and acceptable means of reforming them.
I will take responsibility for my actions, and I will represent the performance and risks of my enterprise accurately and honestly. My aim will not be to distort the truth, but to transparently explain it and help people understand how decisions that affect them are made.
I will develop both myself and other managers under my supervision so that the profession continues to grow and contribute to the well-being of society. I will consult colleagues and others who can help inform my judgment and will continually invest in staying abreast of the evolving knowledge in the field, always remaining open to innovation. I will mentor and look after the education of the next generation of leaders.
I will strive to create sustainable economic, social, and environmental prosperity worldwide. Sustainable prosperity is created when the enterprise produces an output in the long run that is greater than the opportunity cost of all the inputs it consumes.
I will be accountable to my peers and they will be accountable to me for living by this oath. I recognize that my stature and privileges as a professional stem from the respect and trust that the profession as a whole enjoys, and I accept my responsibility for embodying, protecting, and developing the standards of the management profession, so as to enhance that trust and respect.
This oath I make freely, and upon my honor.

3 Comments:
Tespitiniz çok doğru hocam. Ne yazık ki işletme mezunu olmak hem herşeyi yapabilmek hem de hiç bir şey yapamamakla aynı anlama geliyor.
Hocam yazı çok güzel. Öncelikle konu hakkında yorum yapmadan önce şunu söyleyeyim ki, siz sevdiren, yönlendiren, öğreten gerçek öğretim üyesisiniz. tamam iyi pazarlamacı olamadım ama, bana şahsen siz sevdirdiniz.
"Krizlerin dibinde ekonomi mi, yoksa işletmecilik hataları mı yatıyor? İşletmecilik bozuk olduğu için mi ekonomi bozuluyor; ekonomi aksadığı için mi işletmecilerin sütü bozuluyor?" sorunuzu görünce aklıma GM geldi.
Ben kendi bloğum için GM-i azacık araştırdım. Şirketin batma sebepleri o kadar net ki, "bu adamlar hiç mi, amerikadan başka bir dünyanın da var olduğunu bilmiyorlar" demekten alamıyor insan kendini.
Hocam düşünün adamlar 1976-dan beri bir motoru geliştirmek dışında başka bir innovasyon yapmamışlar.
Buna bakınca, işletmeler krize neden oluyor diyorsun.
Saygı ve sevgilerimle,
Isletmeler sizin gibi pazarlama hocalari olmadigi icin batiyorlar hocam! Saka ya da iltifat degil, ogrendiklerini uygulamamak. En son bir sinif arkadasimda gordum durumu, hayretler icinde kaldim. Hani bir pazarlama oyunumuz vardi, sinif gruplara bolunup rekabet etmisti. Orada yapilanlari bile yapsalar, en basit hali ile ve para harcamadan hatta, gene ayakta kalirlardi. Dayanamadim, ben musteri yolladim ama kapilarini calmaya bile kalkismadilar. Herkes armut pis,agzima dus seklinde musteri beklerse, rekabetin dunya capinda oldugu bir donemde nasil urun satilir? Hergun kapanan tekstil firmalarini gordukce, duydukca icim ciz ediyor! Guzelim tesisler, pek cok ulkede gormedigim kadar guzel tesisler kapaniyor. O tesislerin guzelim insanlari da issiz kaliyor. Ailesi sefalet cekmeye mahkum kaliyor. Neden beynini yormayip, dusunemeyen yoneticiler yuzunden :((( Turkiye'ye geldigimden beri yerli mali bulamaz oldum. Yurdumun guzelim cam nazar boncuklari bile yerini plastik Cin mali nazar boncuklarina birakmis. Buna nasil DUR denir? Hadi Nasil belli desek, NEDEN uygulanmaz??? Bu kadar mi salaklastik yani!!! Bu kadar mi gozumuz bagli???
Yorum Gönder
<< Home