Pazarlamadan mı, Kestirmeden mi?
“Pazarlaması kuvvetli olanın işi de kuvvetli olur” demek için yeni bir ders yılına daha başlamış bulunuyoruz. İşin başının pazarlama olduğunu, pazarlamanın öğrettiği dersleri uygulayanların başarılarını yeniden anlatacağız. Anlatacağız anlatmasına da, aramızda farklı düşünenler de var.
Bunlardan bir kısmı, “tuzu kuru olanın, işi de kuvvetli olur” boş ver bunları. Banka bile krediyi zengine verir. “Zengin arabasını dağdan aşırır, fakir düz yolda yolunu şaşırır” diyor.
Bir kısmı, biz sebebe yapışırız, çalışırız, koşarız, gerisi “Yâ Nasîb!” diyor.
Piyasada dürüstleri, işini öğretilenler gibi düzgünce yapanları saf görüp, fırsat kollayan ve “çok laf yalansız, çok mal haramsız…” deyip bilmediğimiz gizli yollara sapanlar da var.
Türkiye’de de şubesi açılan Şeffaflık Örgütü’ne göre, özel sektörde, bürokraside, politikada, yöneticilikte, gizli işlerin haddi hesabı yok. Dünyada zimmete para geçirme, muhasebe oyunları hiç de az değil. Politikacıların ve bürokratla-rın aldığı rüşvet 40 milyar dolara ulaşıyor; işlerin maliyetini % 10 arttırıyor.
Gizli işler özel sektörde de yay-gınmış. Bazı patronlar işlerini böyle yürütürlermiş. Özel sektörün kendi içinde birbirleriyle ilişkilerinde de, büyük alım satımlarda da işler algülüm vergülümsüz, yürümüyormuş.
Kanunların etrafından dolaşma, fırsatını bulduğunda delme, ken-dine göre kural çıkarttırma, rüşvet, dolandırıcılık, kayırmacılık (iltimas), kayıtdışılık ve daha nice yöntemler, iş dünyasında hiç de az değilmiş.
Tamamen güce, tehdide, silaha dayanan, cana kasteden dünya çapındaki kaba girişimler yanında bunlar da iş hayatının birer gerçeği.
Bunların yanında, eğitim, bilgi, tecrübe, kural, hak, hukuk hepsi hikâye kalıyor.
İnsanda hesap günü endişesi yoksa, kalmamışsa, verilmemişse, hatta verilmesi önlenmişse, millî-siyle uluslararasıyla nice şeffaflık örgütü kurulsa, her gün yeni yasa çıkarılsa ne yazar?
Şimdi gel de sorma: Yolsuzluk mu, pazarlama mı? Kestirmeden mi, zahmet çekerek mi?
Pazarola, hayrola!
