PAZARLAMA ELEMANI ARANIYOR!
Eleman Aranıyor!
İşsizlikten şikâyetler de, “eleman aranıyor” ilanları da hiç eksik olmuyor. İşyerleri eleman mı beğenmez, her gün eleman mı değiştirir, eleman mı bulamazlar; yoksa işsizler eleman olmak mı istemez, şeflik ve müdürlük mü beklerler, orasını bilemem.
“Pazarlama elemanı aranıyor!” ilanlarının bolluğu ve sürekliliği, ortada önemli bir algılama yanlışı olduğuna işaret ediyor.
Bir kere, pazarlama elemanı ile satış elemanı arasında hiç fark yok sanılıyor. Pazarlama ile satış aynı kefeye konuyor; aynı şeymiş gibi algılanıyor. Bu kargaşaya sadece alaylılar değil, iş dünyasındaki isimler de, mektepliler de katkı yapıyorlar.
İkincisi, pazarlamayı satıştan ibaret görenler yüzünden ahali (tabiatıyla elemanlar da) pazarlamaya pek de iyi gözle bakamıyorlar. Pazarlamanın adı bile kirlenmiş durumda. Ona yeni ve temiz bir isim gerekiyor.
İnsanlar, iş yaptıkları firmaların kendilerini birer müşteri olarak görmesinden de, kendilerine bir şeyler satmaya çalışan satıcı ve satışçılardan da nefret ediyor.
Ahali, sabahtan akşama yoğun saldırılar altında. Ekrandan, radyodan, sayfadan, sokaktan, mağazadan, ambalajdan, kapıdan, bacadan, göze, kulağa, zihne, cüzdana ağır hücumlar var. Haliyle insanlar bunlardan kaçmaya, sakınmaya çalışıyor.
Kısaca anlatmak zor, ama denemeli ve demeliyim ki, pazarlama sadece pazarlama elemanlarının işi olan bir meslek değil, herkesin ama herkesin, işinin ve hayatının vazgeçilmez bir parçasıdır.
Pazarlama, hayata ve işe özel bir bakış açısıdır:
Yaşamak için yaptığı her işin bir alıcısı olduğunu; bu dünyaya bir vazife için gönderildiğini; alıcısına (müşterisine-muhatabına) ne kadar iyi hizmet ederse her iki âlemde de hayatının o kadar iyileşeceğini; hizmet edenin hizmet bulduğunu; hizmet edilmek isteniyorsa hizmet edilmesi gerektiğini idrak edebilmektir. Almak için vermesini bilmektir…
Bunu göremeyenler, pazarlamayı cerbeze bir satışçılık, pazarlama elemanlarını da sinek gibi ezilecek varlıklar olarak algılıyor, “Pazarlama Elemanları” aramaya devam ediyorlar.

2 Comments:
Müşterilerini dolandırarak kapıdan satış yapanların yaptığı işe pazarlamacılık diyorlar. Hal böyle olunca pazarlama da dolandırıcılığa karşılık geliyor. Bilmiyorum diğer ülkelerde bu şekilde bir yaklaşım var mı ama ülkemizdeki pazarlama uzmanları açısından üzücü bir durum.
(Mustafa Arslan göndermiş)
Değerli Hocam,
29 Ocak tarihli 'Pazarlama Elemanı Aranıyor' başlıklı yazınızı okudum. Meslek adıyla 'Pazarlama' ve mesleği icra eden kişi 'Pazarlamacı' olarak telaffuz edilen,'Hayat pazarlama, pazarlama hayattır' diyerek bu mesleği yapanlar olarak altına imzamızı çekinmeden atacağımız, sizin tabirinizle, bu kavram ve meslek algı olarak çok hafif ve sıradan bir muamele görüyor. Çok ilginç bir şeydir, benim işyerimin bulunduğu sitenin girişinde 'PAZARLAMACI VE SEYYAR SATICI GİREMEZ' diye koskocaman bir tabela var. Her gün bu tabelanın önünden geçiyorum ve işime geliyorum. Eminim o yazıyı oraya yazan kişinin bu meslekle ilgili bütün bildiği, elinde bir çanta ve o çantanın içerisinde bir katalog ile sokak sokak gezen şahısların yaptığı bir işten ibaret. Ya hocam ben bazen 'Pazarlama MS' mezunuyum dediğimde bile 'Pazarlama'nın üniversitelerde akademik bir birim olduğuna bile hayret ediyorlar. Gururla yaptığımız bu mesleğin basit algısını nasıl düzelteceğiz bilemiyorum ama ben de her girdiğim ortamda bunu izah etmeye çalışıyorum. Mesleğimin sorulduğu her ortamda 'Pazarlamacı' olduğumu söyleyince peşinden de 'elinde çantayla sokak sokak gezen cinsten değil' diyerek bir düzeltme yaparak mesleğin bu tiplemeyle uzaktan yakından alakası olmadığını söylemek zorunda kalıyorum. Aynı 2008 yılında vefat eden Amerikalı Profesör Randy Pausch'un üniversitede doktor ünvanı aldığında annesinin onu başka insanlara tanıtırken kullandığı 'bakın bu benim oğlum,kendisi doktor, ama insanlara yardım eden cinsten değil' tarzındaki bir düzeltmede olduğu gibi. Bu mesleğe gerçek anlamda bir saygınlık kazandırılmalı diye düşünüyorum. Ben de yaklaşık 20 yıldır pazarlama dünyasının içindeyim ve çalıştığım firmalarda diğer departmanların işe bakış açısının bizlerden çok ayrı bir durumda olduklarını gözlemledim ve halada gözlemliyorum. Yani çözüm üretme kapasiteleri o kadar sınırlı ki,çok keskin çizgilerle donatılmışlar. Halbuki onların çözümlemeleri gereken her ne ise pazarlamacılar olarak zaten bizleride mutlaka bir şekilde ilgilendiriyor. Her departmana çok detaylı olmamak ve çok da yüzeysel kalmamak kaydıyla pazarlama eğitimi verilmeli diye düşünüyorum. Her ne mesleği icra ediyorsak edelim, 'pazarlama' vizyonu olmadıkça hiçbir mesleğin gelişeceğine de inanmıyorum. Buna bürokratları, siyaset adamlarını, askerleri de dahil ediyorum. Hatta belki de onların daha fazla ihtiyaçları olduğunu söylemek hayalci bir yaklaşım olmaz. Yazmış olduğunuz yazıyla hem bir fikir paylaşımı, hem de bir merhaba demek istedim.
Sevgi,saygı ve hürmetlerimi sunuyorum hocam.
Mustafa ARSLAN
Yorum Gönder
<< Home