Pazar, Şubat 13, 2011

İŞİN ADI PAZARLAMA


Bir akademik disiplin olarak marketing 1881’den beri konuşuluyor. İlk pazarlama (marketing) dersi 1902 yılında ABD’de verilmiş. Bir asırdan fazla bir zaman geçmiş olmasına rağmen hala herkes pazarlamayı kendine göre anlıyor. Yıllardır türlü yollardan anlatageldiğimiz pazarlamayı bir daha tanımla deseler, şu sıralar bendeniz, “Pazarlama, iş yapmanın adıdır”, “Pazarlamasız iş olmaz” der, keser atarım.

Peki, iş nedir? İş; dünyayı, memleketi, kurum ve kuruluşları, firmaları, kişileri ve benzerini daha güçlü, daha üstün bir konuma getirmek amacıyla değiştirmeye ve dönüştürmeye girişmektir.

Hiçbir iş tek başına yapılmıyor. İnsanlar tek başlarına çalışabiliyor ama iş yapamıyor. İş, başka insanlarla birlikte yapılıyor ve işin sonunda başka insanlara ihtiyaç duyuluyor.

İş yapmak için, birlikte hareket etmek; maksadı ve işi tarif ettikten sonra, bu iş etrafında olabildiğince çok sayıda insanı arkasına almak, onları taraftar, destekçi, ortak, işbirlikçi, avukat, yandaş, yardakçı, alkışçı haline getirmek gerekiyor.

İşe ve işi yapanlara sahip ve arka çıkanlar ne kadar çoğalırsa işin başarılma ihtimali de o kadar büyük oluyor.

Her iş ve her değişme, bir başka iş ve bir karşı tepki (direnme) doğuruyor. İş yapanların muvafıkları ve destekçileri kadar muhalifleri ve köstekçileri de oluyor veya sonradan oluşuyor. İşin büyüklüğü, etkilediği insanların, taraftarlarının sayısı kadar muarızlarının çokluğundan da anlaşılıyor.

Dünyada, siyasette, adalette, askeriyede, bürokraside, sanayide, ticarette ve piyasalarda şu sıralar gündemin saat be saat değişmesi, dikkatlerin her gün başka bir yere çekilmeye çalışılması önemli işlerin yapılmakta olduğunun da işareti.

İş yapmak istiyorsanız, pazarlamanız her bakımdan kuvvetli olacak; kendinize düşmandan çok taraftar toplayacaksınız.

Davanıza inanıyor, taraftarlarınıza güveniyorsanız, attığınız adımlarda ve girişimlerinizde sizi her alanda hararetle alkışlayacakların sayı ve güçlerinin yuhalayacaklardan daha fazla olacağından eminseniz, kim tutar sizi? İşe ve yola devam.

Tarih, başka türlü yazılmıyor!

Print

Cumartesi, Şubat 05, 2011

AKIL MI, PARA MI?

Akıl mı, Para mı?

“Peşinden koşarsan, senden kaçar; sırtını dönersen peşinden gelir” sözü meşhur. Aklın müşterisi az, paranın müşterisi (taliplisi, isteyeni) çok oluyor.

Çoğu, bir memuriyete veya bir şirkete girip güvenli bir gelir peşinde koşsa da, gençlerin az bir kısmı, çeşitli körükleme ve teşvikler etkisiyle veya kendi tabiatlarına uygun buldukları düşüncesiyle, müteşebbisliğe soyunuyorlar. Dijital medya ve internet dünyasındaki örnekleri görüp daha da heyecanlanıyorlar.

Acaba, bunların kaçı gerçekten müteşebbis bir ruhla, kaçı da, başkasının hizmetinde çalışmamak veya çalışamamak dürtüsüyle bu işe heves ediyor? Merak ederim.

Girişimcilik konulu yarışmalarda adı geçen kişileri ve projelerini gördükçe, girişimci nedretinin sebebi daha iyi anlaşılıyor. Dünyayı bütünüyle kavrayamadıkları, işi bir pazarlama projesi gibi göremedikleri ve daha önemlisi, o çok parlak sandıkları fikirlerinin prangalarından bir türlü kurtulamadıkları için, gençler, gerçek ve kazanan girişimciler olamıyorlar. Yıllardır uğraştığı bir konuda dahi neler olup bittiğiyle ilgilenmemişse nasıl başarılı olunur ki?

Müteşebbis adayları ekseriya, “param yok, o yüzden projemi hayata geçiremiyorum” sıkıntısına düşüyor. Bu yanılgıdan kurtulamayıp, bu bahaneye sığınmaya devam ettikleri müddetçe, işleri yarım kalıyor. “Yürük at yemini kendi çıkarır.” sözü unutuluyor. Girişimcinin bir gözü işindeyse, diğer gözü de paranın geldiği-geleceği yerde olacak. İşini iyi yapanın parası da çok oluyor.

Geçen gün, “Dragons’ Den” programında değişik bir şey oldu. Bir yatırımcı, girişimci adayına, “işin yeni bir iş değil, sana ben de ortak olmuyorum; ama programdan sonra bana gel, sana pazarlama konusunda önemli tavsiyelerde bulunacağım” dedi. Bence, bu genç, talep ettiği paradan daha fazlasını kazanmak için bir fırsat kapısı aralamış oldu.

Tavsiye ve akla ihtiyacınız varsa, gidin insanlardan para isteyin. Amma, paraya ihtiyacınız varsa, para değil, akıl isteyin, bol bol verirler.

Bir akıl, kullanmasını bilene çok para kazandırıyor…

Print