Cumartesi, Kasım 19, 2011

ÇÖPÇATAN MÜTEŞEBBİSLER ARANIYOR!


Çöpçatanların çattıklarından bazıları “denk düşüyor”, bazıları da “ters”. Çöpçatanlık cesaret istiyor. Zira “İyi olursa kendilerinden, kötü olursa senden biliyorlar.”

Bir şirkette işler düzgün gitmiyor, arzulanan başarı gelmiyorsa, herkes başkalarını suçluyor. Tersine, işler yolunda gidiyor, kasalar ve keseler dolarken herkes kasım kasım kasılıyor, başarıyı kendine mal ediyorlar.

Firma çok satıyorsa, kimse satış ekibini aferinlemiyor. Lakin, satışlar yavaşladığında, mallar satılmadığında kabahatler satış ekibine yükleniyor. Satmayı beceremediniz, deniyor. Satışın ortak bir sonuç olduğu, bu sonucun ortaya çıkmasında firma içi ve firma dışı nice oyuncuların ve faktörlerin etkisi bulunduğu, bu bakımdan kimsenin kimseye ciddî bir üstünlüğü olamayacağı unutuluyor.

Birileri merak etmişler: Bir CEO’nun, ama sadece bir CEO’nun yaptığı, yapması gereken en temel iş nedir? Baş İşletme Sorumlusu denilen bu kişiler, (Başbakan da memleketin CEO’su sayılır) liderlik, iletişimcilik, ekipçilik, müzakerecilik, problem çözücülük vesaire gibi becerilerle donanmışlardır. Ama bunlar aynı zamanda CEO’nun astlarının da işidir.

Acaba demişler, en tepedeki kişiden beklenen, sadece ona mahsus, en temel ve en kritik görev, sadece CEO’ya mahsus olan asıl yetkinlik, iş ve sorumluluk nedir?

Meraklıları cevabını arayadursunlar, bendeniz, CEO’ların asıl işinin, iyi bir çöpçatanlık ve başarılı bir girişimcilik olduğunu düşünüyorum.

Yani, onlara düşen asıl vazife, birilerini birilerine yakıştırmak ve bu birlikteliğin gerçekleşmesi için sonuçlarını da göze alarak, yeni adımlar atmak, birşeylerle başka birşeyleri yepyeni yollarla ilişkilendirmek, bir araya getirmek, buluşturmak, yeniliklere, yeni ilişkilere, yeni işlere kapı açmaktır diyorum.

Her yıl Kasım ayının üçüncü haftasında dünyada 105 ülkede düzenlenen ulusal ve küresel etkinliklerle yenilikçilik ve girişimciliği teşvik eden Global Girişimcilik Haftası kutlu olsun.

Çöpçatanlarımız da, genç girişimcilerimiz de, müşterilerimiz de bol olsun!

Print

Perşembe, Kasım 03, 2011

BAŞ PAZARLAMA TEKNOLOJİSTİ

Teknolojik Pazarlama

Bilgi ve iletişim teknolojileri hayatları da pazarlamayı da derinden etkiliyor. Gelişmelere bigane kalanlar kaybedecek.

İş dünyası CEO’nun Baş İşletme Sorumlusu olduğunu galiba öğrendi. Lakin CIO’larla (Baş Enformasyon Sorumlusu) ve CMO’larla (Baş Pazarlama Sorumlusu) henüz tam tanışamadı. Baş Pazarlama Teknolojisti gibi bir unvan, şayet piyasada tutarsa, bu CTO’lar, CMO’larla CIO’ların arasını bulup, firmaların güçlerine güç katacaklar gibi görünüyor.

Bilgi ve iletişim teknolojisinin temeli internete, webe, mobile ve ağlara dayanıyor. Bu alanda dünyadaki gidişatı yakından takip eden uzman Kevin Kelly’ye göre, yaşadığımız teknolojik depremlerde henüz işin başındaymışız. Artçı depremler sürüp gidecekmiş.

Diyor ki,

Hayatımız ekran. Her yer ekran kaynıyor. Bu ekranlar gözümüzün önüne, gerçeklerin üstüne serilmiş dijital perdeler haline geldi. Dünyayı bu örtülerin arkasından görüyoruz. Kaynağından ve kitaplardan değil, ekranlardan öğreniyoruz.

Tek yönlü etkiler sönüyor. Etkileşmeyen hiç bir şey iş yapmıyor. Etkileşme iki yönlü. Biz ekranlara bakarken, ekranlar da bizi izliyor. İki yönlü bir ayna sanki. Etkileştikçe içerikler de yenileniyor, bizler de değişiyoruz.

Paylaşmak bu dünyanın ana fiili oldu. Web ve internet paylaşmak üzerine kurulu. Her şeylerimiz paylaşılıyor. Dostlar, hatıralar, beklentiler, korkular, ümitler, bilgiler, yatırımlar, işler, görevler... Her şey paylaşılacak. Şeffaflık ve kişiselleşme daha da derinleşecek.

Ne geçmiş ne gelecek, yalnızca akıp giden an var. Haberler, yazılar, bilgiler, görüntüler sürekli akıyor. Akanların çokluğu, geçmişe bakmaya, geleceği tasarlamaya zaman bırakmıyor.

Sahiplikten çok erişebilmek önemli oluyor. Her an her şeye her yerden erişebilir olmak, sahipliği ikinci plana atıyor. “Tam zamanında satınalma” sayesinde sahipliğin maliyeti erişimin faydasına dönüşüyor.

İnternet sanki büyük bir fotokopi makinası. Artık kopyalayanlar değil, kopyalanabilir şeyler ve işler üretebilenler kazanıyor.

Bu da böyle bir teknoloji yazısı oluyor...

Print